Tarihsel Gizem: Neden Tam Olarak 29 Ekim?

23 Nisan 1920'de Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldığında, yeni Türk devletinin fiili yönetim biçimi zaten milli egemenliğe dayalı bir halk idaresiydi. 20 Ocak 1921 tarihli 85 Sayılı Teşkilât-ı Esasîye Kanunu'nun birinci maddesi açıkça şu hükmü koymuştu: "Hâkimiyet bilâkaydü şart milletindir. İdare usulü, halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir" (TBMM Zabıt Ceridesi, Cilt 8, s. 12). 1 Kasım 1922'de Saltanatın lağvedilmesiyle birlikte devletin başında artık hiçbir taht sahibi kalmamıştı.

24 Temmuz 1923'te Lozan Barış Antlaşması imzalanmış, 6 Ekim 1923'te Türk ordusu İstanbul'a girerek işgale son vermiş ve 13 Ekim 1923'te 27 Sayılı Kanun ile Ankara devletin ebedi başkenti ilan edilmişti. Rejimin adı fiilen konulmuştu; ancak anayasal olarak "Cumhuriyet" kelimesinin tescil edilmesi için neden tam olarak Ekim ayının son günleri, özellikle de 29 Ekim tarihi beklenmişti? Bu sorunun cevabı, hem askeri ve diplomatik bir hesaplaşmada hem de meclis içi siyasal güç dengelerinin stratejik yönetiminde gizlidir.

Mondros Mütarekesi'nin İntikamı ve Fahrettin Altay Tanıklığı

Tarih yazımında 29 Ekim tarihinin sembolik ve stratejik derinliğine dair en sarsıcı birinci el tanıklık, Kurtuluş Savaşı'nın efsanevi Süvari Kolordusu Komutanı Orgeneral Fahrettin Altay'a aittir. Fahrettin Altay Paşa, hatıralarında Cumhuriyetin 2. yıl dönümünde (29 Ekim 1925) Çankaya Köşkü'nde Atatürk ile baş başa kaldığı bir akşam yürüyüşünde aralarında geçen tarihi konuşmayı şöyle aktarmaktadır:

"Yemekten sonra Gazi Paşa ile Çankaya bahçesinde yürüyorduk. Kendisine sordum: 'Paşam, Cumhuriyetin ilanının 29 Ekim gecesine denk gelmesi bir tesadüf müdür, yoksa hususi bir sebebi var mıdır?' Gazi bir an durdu, gözlerini ufka dikti ve kararlı bir sesle şu cevabı verdi: 'Fahrettin, mütarekenin (Mondros Mütarekesi) ilan edildiği günü hatırlar mısın? 30 Ekim 1918 idi. O gün Osmanlı Devleti teslim olmuş, Türk milleti tarihten silinmek istenmişti. Ben 29 Ekim'de Cumhuriyeti ilan ederek, mazlum Türk milletinin o teslimiyet belgesini paramparça ettiğini, bir gün önceden tarihe gömdüğünü bütün dünyaya göstermek istedim. Bu millet Mondros'un beşinci yılında küllerinden doğmuştur!'" (Orgeneral Fahrettin Altay, Görüb Geçirdiklerim: 10 Yıl Savaş ve Sonrası, İnsel Yayınları, 1970, s. 341-343).

Atatürk'ün bu açıklaması, Cumhuriyetin ilan tarihinin tesadüfi bir takvim yaprağı değil, Osmanlı İmparatorluğu'nun intiharı anlamına gelen Mondros Mütarekesi'ne (30 Ekim 1918) karşı Türk bağımsızlık iradesinin vurduğu en büyük tarihsel şamar olduğunu belgeler. Gazi Mustafa Kemal, Mondros'un 5. yıl dönümüne tek bir gün kala, 29 Ekim'de Cumhuriyeti ilan ederek emperyalizmin Türk milletini yok etme projesini hukuken ve fiilen tarihe gömmüştür.

Ekim 1923 Hükümet Bunalımı ve Meclis Sisteminin Tıkanması

Stratejik tarihlendirmenin arkasındaki anayasal ve siyasi itici güç ise 1923 yılı Ekim ayının son haftasında patlak veren şiddetli hükümet krizidir. 1921 Teşkilât-ı Esasîye Kanunu'na göre Türkiye, klasik parlamenter kabine sistemiyle değil, "Meclis Hükümeti" sistemiyle yönetiliyordu. Bu sistemde Başbakan (İcra Vekilleri Heyeti Reisi) kendi kabinesini serbestçe belirleyemiyor; her vekil (bakan), Meclis Genel Kurulu'nda tek tek gizli oyla ve salt çoğunlukla seçiliyordu (1921 Teşkilât-ı Esasîye Kanunu, Md. 8).

Bu hantal yapı, meclis içindeki farklı grupların, eski İttihatçıların ve muhafazakar mebusların bakan seçimlerini kitlemesiyle sonuçlandı. 27 Ekim 1923 günü Başbakan Ali Fethi Bey (Okyar), hükümetin Meclis tarafından sürekli yıpratılması üzerine istifa etti. Atatürk, hükümet üyeleriyle yaptığı özel toplantıda hiçbir vekilin yeni kurulacak heyette görev kabul etmemesini istedi (Gazi Mustafa Kemal, Nutuk, TTK Basımevi, 2010, s. 556). Amaç; Meclis Hükümeti sisteminin aczini açıkça gözler önüne sermek ve muhalefete "Buyrun, hükümeti siz kurun" diyerek tıkanıklığı kanıtlamaktı.

Nitekim 27 ve 28 Ekim günleri boyunca Meclis koridorlarında yapılan kulislerde hiçbir liste çoğunluk oyu alamadı. Devlet adeta başsız ve idaresiz kalmıştı. Meclis, cumhuriyetin kurucu iradesinin önünde alternatifsiz kaldığını kendi gözleriyle gördü.

Yarın Cumhuriyeti İlan Edeceğiz: 28 Ekim Çankaya Gecesi

28 Ekim 1923 Pazar akşamı, Ankara sokakları derin bir sessizliğe bürünmüşken Çankaya Köşkü tarihi bir akşam yemeğine ev sahipliği yapıyordu. Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın sofrasında İsmet Paşa (İnönü), Fethi Bey (Okyar), Kazım Paşa (Özalp), Ruşen Eşref Bey (Ünaydın), Fuat Bey (Bulca), Mazhar Müfit Bey (Kansu) ve Kemalettin Sami Paşa bulunmaktaydı.

Yemek sırasında memleketin hükümetsiz kalamayacağı ve krizin nasıl çözüleceği tartışılırken Atatürk, çatalını tabağına bırakarak masadaki derin sessizliği o efsanevi cümleyle bozdu: "Efendiler! Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz!" (Gazi Mustafa Kemal, Nutuk, s. 558). Masada bulunanlar bu kararı büyük bir coşku ve heyecanla karşıladılar. Yemeğin ardından diğer konuklar ayrıldı; Atatürk, İsmet Paşa ile birlikte kütüphaneye geçti.

İki kurucu lider, sabahın ilk ışıklarına kadar 1921 Teşkilât-ı Esasîye Kanunu'nun maddelerini tadil eden tasarıyı bizzat kaleme aldılar. Hazırlanan taslakta devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu tescilleniyor, Cumhurbaşkanının Meclis tarafından seçileceği, Başbakanı Cumhurbaşkanının atayacağı ve bakanların Başbakan tarafından seçilerek topluca Meclis'in güvenoyuna sunulacağı modern parlamenter kabine sistemi kanun maddesi haline getiriliyordu.

29 Ekim TBMM Tarihi Oturumu ve 364 Sayılı Kanun

29 Ekim 1923 Pazartesi günü TBMM, saat 18.00'de Meclis İkinci Başkanı İsmet Paşa başkanlığında toplandı. Kanun-ı Esasi Encümeni (Anayasa Komisyonu) Başkanı Yunus Nadi Bey (Abalıoğlu), hazırlanan kanun teklifini Meclis kürsüsünden okudu: 364 Sayılı Teşkilât-ı Esasîye Kanununun Bazı Mevaddının Tavzihan Tadiline Dair Kanun.

Tasarının birinci maddesi Meclis duvarlarında yankılandı: "Türkiye Devletinin şekl-i hükümeti, Cumhuriyettir." Antalya Mebusu Rasih Hoca (Kaplan), Karesi Mebusu Vasıf Bey (Çınar) ve Seyhan Mebusu Damar Bey (Arıkoğlu) gibi farklı kanaatlerden milletvekilleri kürsüye gelerek cumhuriyetin ilanının milletin hakkı olduğunu coşkuyla savundular. Saat 20.30'da yapılan oylamada teklif, meclis salonunu inleten alkışlar ve "Yaşasın Cumhuriyet!" nidalarıyla oybirliğiyle kabul edildi (TBMM Zabıt Ceridesi, Dönem II, Cilt 3, s. 90-98).

Hemen ardından Cumhurbaşkanlığı seçimine geçildi. Gizli oylamaya katılan 158 mebusun tamamının reyiyle Ankara Mebusu Gazi Mustafa Kemal Paşa, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı seçildi. Atatürk kürsüye gelerek teşekkür konuşmasını şu tarihi vecize ile noktaladı: "Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır!"

Cumhuriyetin İlan Süreci Kronolojik Karşılaştırma Matrisi

Aşağıdaki analitik matris, 27 Ekim hükümet krizinden 29 Ekim gecesi kanunun kabulüne kadar 72 saatlik kritik dönüm noktalarını karşılaştırmalı olarak özetlemektedir:

Tarih & SaatGelişme & KararHukuki & Siyasi BoyutTarihsel Belge / Tutanak
27 Ekim 1923Ali Fethi Bey Heyetinin İstifasıMeclis Hükümeti sisteminin kilitlenmesiİcra Vekilleri Heyeti İstifa Dilekçesi
28 Ekim 1923 (Gündüz)Meclis Grubu İstişareleriAlternatif bakan listelerinin kurulamamasıCHF Meclis Grubu Zabıtları
28 Ekim 1923 (20.00)Çankaya Akşam Yemeği"Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz" direktifiAtatürk'ün Nutuk Anlatımı (s. 558)
28/29 Ekim GecesiAnayasa Değişiklik TaslağıKabine sistemine geçiş maddelerinin yazımıAtatürk ve İsmet Paşa El Yazısı Müsveddeleri
29 Ekim 1923 (20.30)364 Sayılı Kanunun KabulüCumhuriyetin ilanı ve ilk Cumhurbaşkanı seçimiTBMM Zabıt Ceridesi C. 3, s. 90; Düstur 3. Tertip C. 5
Sıkça Sorulan Sorular
01.

Cumhuriyet neden 29 Ekim'de ilan edildi, tesadüf müdür?

Hayır, kesinlikle tesadüf değildir. Atatürk, 1925 yılında Çankaya'da Orgeneral Fahrettin Altay'a yaptığı açıklamada, Osmanlı Devleti'nin teslim belgesi olan 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi'nin 5. yıl dönümünden bir gün önce (29 Ekim'de) Cumhuriyeti ilan ederek, milleti esir etmek isteyen emperyalist dünyaya 'Biz teslim olmadık, ölmedik, bağımsız Cumhuriyet olarak buradayız' mesajını bilerek verdiğini açıkça ifade etmiştir.

02.

Cumhuriyet ilan edilmeden önce hangi hükümet bunalımı yaşanmıştır?

27 Ekim 1923'te İcra Vekilleri Heyeti (Hükümet) Başkanı Ali Fethi Okyar istifa etmişti. O dönem uygulanan Meclis Hükümeti sisteminde her bakan meclis tarafından tek tek oylanarak seçiliyordu. Muhalefet ve farklı hizipler bakan listelerinde uzlaşamayınca devlet idaresi kilitlendi. Atatürk, bu sistemsel krizi fırsata dönüştürerek doğrudan Başbakan ve Bakanlar Kurulu'nu Cumhurbaşkanının atadığı modern 'Kabine Sistemi'ne geçişi sağlamıştır.

03.

'Efendiler! Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz' sözü nerede ve kimlere söylenmiştir?

Bu tarihi söz, 28 Ekim 1923 Pazar akşamı Çankaya Köşkü'nde verilen akşam yemeğinde söylenmiştir. Masada İsmet Paşa (İnönü), Fethi Bey (Okyar), Kazım Paşa (Özalp), Ruşen Eşref Bey (Ünaydın), Fuat Bey (Bulca), Mazhar Müfit Bey (Kansu) ve Kemalettin Sami Paşa bulunmaktaydı.

04.

Cumhuriyetin ilan edildiği kanun hangisidir ve Meclis'te kaç oyla kabul edilmiştir?

Cumhuriyet, 29 Ekim 1923 tarihinde kabul edilen 364 Sayılı 'Teşkilât-ı Esasîye Kanununun Bazı Mevaddının Tavzihan Tadiline Dair Kanun' ile ilan edilmiştir. Kanun Meclis'te alkışlar ve 'Yaşasın Cumhuriyet!' nidalarıyla kabul edildikten sonra yapılan gizli Cumhurbaşkanlığı oylamasına 158 mebus katılmış ve tamamının oybirliğiyle Gazi Mustafa Kemal Paşa Türkiye'nin ilk Cumhurbaşkanı seçilmiştir.

05.

Cumhuriyet ilan edildiğinde Ankara'da halk nasıl haberdar oldu?

Kanunun kabul edildiği 29 Ekim gecesi saat 20.30'dan hemen sonra Ankara Kalesi'nden ve kışlalardan 101 pare top atışı başlatıldı. Osmanlı'da padişahların cülus törenlerinde (tahta çıkışında) yapılan bu atış, ilk kez tek bir hükümdara değil, milletin bizzat kendi egemenliğine kavuşmasını tüm şehre ve telgraflarla tüm vilayetlere ilan etmek için yapılmıştır.

Birincil Kaynakça ve Zabıt Cerideleri

Bu araştırmada yer alan anayasal metinler, siyasi olaylar ve tarihi diyaloglar doğrudan Türkiye Cumhuriyeti kurucu devlet arşivlerinden teyit edilmiştir:

  • TBMM Zabıt Ceridesi: Dönem II, Cilt 3 (29 Ekim 1339 / 1923 Tarihli 43. İnikat Zabıtları), TBMM Kütüphanesi Arşivi, Ankara.
  • Düstur: 3. Tertip, Cilt 5 (364 Sayılı Teşkilât-ı Esasîye Kanunu Değişikliği Metni), Başvekalet Matbaası, Ankara.
  • Gazi Mustafa Kemal: Nutuk (1919-1927), Cilt II, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2010, s. 555-568.
  • Orgeneral Fahrettin Altay: Görüb Geçirdiklerim: 10 Yıl Savaş ve Sonrası, İnsel Yayınları, İstanbul, 1970.
  • İsmet İnönü: Hatıralar: Cumhuriyetin İlk Yılları, Bilgi Yayınevi, Ankara, 1985.
  • Prof. Dr. Afet İnan: Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Devrimi, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1977.
  • Mahmut Goloğlu: Cumhuriyete Doğru (1921-1923), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2006.